Grev çadırında sohbet notları: Sahnenin arkasına bakmak gerek
'Bizim tek gücümüz emeğimiz' diyen, grevdeki Temel Conta işçisi kadınlar, İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla başlayan sürece karşı üretimden gelen gücün kullanılması gerektiğini vurguluyorlar.

Nuray Öztürk
İzmir – “Sadece sahnedeki kişiyi görüyoruz, artık sahnenin arkasına bakmak gerekiyor. Çünkü sahnedeki inince olay bitmeyecek sahnenin arkasındakiler başka kişiyi getirecek ve olay yine devam edecek. O yüzden sahneyi değil sahnenin arkasını komple değiştirmemiz lazım.”
Bu sözler 118 gündür kurallı çalışma ve sendika hakkı için grevdeki Temel Conta işçisi Sinem Kaya’ya ait. Temel Conta işçilerinin sondaki sözünü başa tutturmamızın sebebi; ülkenin içinde bulunduğu durumu değiştirmek için odak noktamızı nereye koymak gerektiğiyle ilgili yürüttüğümüz tartışmalar.
10 Aralık 2024 tarihinden beri yağmur çamur demeden, yılbaşı bayram ara vermeden grevlerini sürdüren çoğunluğu kadın Temel Conta işçileriyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve tutuklanmasıyla başlayan süreci, gözaltı ve tutuklamaları, eylem ve yayın yasaklarını, yükselen protesto ve boykotları konuştuk. Seçilmişlerin görevden alınıp tutuklanmasını, belediyelere kayyım atanmasını yüz yıl önce kazanılmış oy hakkının elimizden alınması olarak değerlendiren işçiler, sonrasında yaşanan gözaltı ve tutuklamaları, eylem ve yayın yasaklarını ise gözdağı olarak nitelendiriyor.
Temel Conta işçisi Işıl Çalışır “Geçinemiyoruz ve geleceğimiz karartılıyor. Buna karşı duyulan huzursuzluğu, değiştirme isteğini bastırmak için hepsi bir gözdağı...” diyor.
Tüketimden gelen gücün kullanılmasının ve boykotu devam ettirmenin önemli olduğunu düşünüyor işçiler ama esas olarak seçme, seçilme hakkı gibi kazanılmış hakların gasbedilmesi ya da kendilerinin yaşadığı gibi kazanılmış hakkın kullanılmasının engellenmesine karşı tek gücün üretimden gelen güç olduğuna dikkat çekiyor.
"Esas grev örgütlenmeli"
Işıl Çalışır, “115 gündür grevdeyiz ne için? Geçinemiyoruz, aldığımız ücretler çok düşük ve kötü koşullarda çalışıyoruz. Sendikalaştık yasal hakkımızı kullanamıyoruz, patron ‘Sendikanızı tanımam, sizinle oturup sözleşme imzalamam’ diyor, buna bir yaptırım yok. Buna yaptırım uygulamayanlar İstanbul’da seçilmiş belediye başkanlarını tutukluyor, belediyelere kayyım atıyor. Günlerdir ülkede milyonlar sokakları dolduruyor. Ne için? Oy hakkına, seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmak için. Bu iki mücadele temelde birbiriyle ilintili. Bu yüzden genel grev genel direniş çağrıları çok önemli.”
Sinem Kaya, “Bizim tek gücümüz alın terimiz, emeğimiz. Öyleyse emeğimizden gelen gücü kullanmalıyız. Gençler bir yol açtı çok mutluyuz, şimdi bizim buna anne babalar olarak sahip çıkmamız lazım” diyor.
Temel Conta’da emekli olduğu halde çalışmaya devam eden ve grev alanını bir gün bile bırakmayan Şengül Selçuk, “Sabah da konuştuk kendi aramızda. Sadece öğrenciyle olmaz, işçilerin müdahale etmesi lazım. Esas grev örgütlenmeli” diyor. Kaya devam ediyor: “Bir kere şalterler kapansın bakalım sermaye ne yapacak? Biz burada bir grevdeyiz ama bunu bütün fabrikalar bütün işçiler yapmalı. Ortak bir tavır olmalı.”
"Öncü işçilere görev düşüyor"
İşçi konfederasyonlarının sessizliği ve eylemsizliğini, işçilerin sürece nasıl müdahale etmesi gerektiğini tartışıyor Temel Conta işçileri.
Kaya, “Hiçbir açıklama yapmayanı da açıklama ile yetineni de eleştirmek lazım. Ama sadece eleştirmek de yetmez” diyerek kendi deneyimlerini aktarıyor: “Biz Temel Conta’da sözleşme süreci tıkandığında Yüksek Hakem Kurulu yolunu da seçebilirdik. Ama işçiler olarak grev dedik ve bir adım bile geri atmadık, sendikamız da her yönüyle yanımızda durdu, duruyor. İşçiler o korkuyu kırıp ‘Evet biz bunu istiyoruz’ demeliler, ısrar etmeliler. Belki öncü işçiler önderlik etmeliler. Sonra gerisi gelir.”
“Biz yetişemiyoruz, evimize ekmek götüremiyoruz, çocuklarımızın ihtiyaçlarını gideremiyoruz. Hiçbir hakkımızı kullanamıyoruz. Artık yeter. İşçiler mücadele için hazır aslında bunun artık görülmesi lazım” diyerek bunu gösterecek olanın işçilerin kendisi olduğunu dile getiriyor.
"Artık tek adamlara geçit yok"
Işıl Çalışır en çok kadın işçilere görev düştüğünü söylüyor, “Fabrikada kötü koşullarda çalışan, daha düşük ücretler alan bizleriz. Ama bununla bitmiyor ki. Eve gidiyoruz, yorgun argın evde de bir sürü iş... En çok biz kadınlar eziliyoruz. O yüzden en çok biz kadınlar mücadele etmeliyiz. Artık gitsin tek adamlar. Kadınlar yönetsin; emeğiyle, alın teriyle geçinenler yönetsin bu ülkeyi” diyor.
Çalışır’ın bu sözleri üzerine iktidarın aile yılı planlarıyla işçileri daha çok yoksulluğa sürükleyen; sömürüyü, ucuz işçiliği artıran Şimşek programının bugün yaşananlarla bağını tartışıyoruz bir süre. Demokratik hak ve özgürlüklere yönelik artan baskı ve hak gasplarının esas olarak bu programın devamlılığı için olduğuna varıyor tüm konuşmalar. Sermayenin kârı ve tek adam rejiminin devamlılığı için aileyi nasıl kullandıklarını, ailenin içinde de bakım emeğinin kadınların üzerine nasıl yıkıldığını, kadının ücretli emeğini nasıl konumlandırdığını, patronlar ve iktidarın nasıl örgütlü ve 30-40 kırk yıl sonrasını kapsayan planlarla davrandığını tartışıyoruz.
Sermayenin örgütlülüğüne karşı işçilerin örgütlüğü
Kadın işçiler sermaye bu kadar örgütlü ve planlı davranırken işçilerin, emekçilerin bu kadar dağınık olmasının doğru olmadığını dile getiriyor. Kaya, “8 Mart mesela, ayrı ayrı eylemler yapıldı. Oysa temel sorunumuz ortak. Farklılıklar olsa da topyekun ve birleşik bir mücadele örgütlenmeliydi” diyerek kadın hareketine yönelik eleştirilerini dile getiriyor.
Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için başlatılan imza kampanyası da gündem oluyor sohbetimize. Bunu da önemsemek gerektiğini söylüyor işçilerden bazıları. “Tek adamın gitmesi için ne kadar çok imza toplanırsa o kadar iyi” diyenler de var.
Özal’ın yabancı sermayeye “Burada emek ucuz, gelin burada yatırım yapın” çağrısı ile Erdoğan’ın “Ülkeyi ucuz emek cenneti yaptık” sözlerini hatırlatıyoruz işçilere, sadece kişilerin değişmesinin tüm dertlerimize çare olup olamayacağını yani esası tartışmak üzere.
Kaya, “Sadece sahnedeki kişiyi görüyoruz, artık sahnenin arkasına bakmak gerekiyor. Çünkü sahnedeki inince olay bitmeyecek, sahnenin arkasındakiler başka kişiyi getirecek ve olay yine devam edecek. O yüzden sahneyi değil, sahnenin arkasını komple değiştirmemiz lazım” diyor. Bunun için de işçi sınıfının örgütlü, daha politik bir müdahaleye ihtiyaç duyduğu dile getiriliyor.
Evrensel'i Takip Et